UYARI!

Kullandığınız tarayıcının JavaScript kullanımı kapalı olduğundan sayfada bloke halindesiniz.


Sayfamızın tasarımı JavaScript kodları ile daha düzgün çalışmakta olduğundan bu uyarıyı aldığınızı belirtmek isteriz.

Türksat Uydusu ile İlgili Güncel Konu, Yorum ve Sorular - Türksat 3A,4A,5B,6A-42.0°E-Uyduları Hakkındaki Haberler - Sayfa 23 - Page 23 of 23
UydumTürk UydumTürk UydumTürk

UydumTürk

Fark Edilmeyeni Görür, Söylenilmeyeni Yazar!
17 Yaşındayız!
01 Mayıs 2026 | Saat: Yükleniyor...

Türksat Uydusu ile İlgili Güncel Konu, Yorum ve Sorular

Başlatan ★Recai Karakuş★, 03 Ocak 2019 | 18:07

« Türksat Web Sitesi Yenilendi! | Rusya TV Kanalları; Türksat Uydusunda Yayında! »
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı



ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı
BBC Player ve Cosmo EN artık Türkiye'de yayında!



Cosmo EN ve BBC Player, Türkiye ve MENA'da yayın hayatına başlıyor. BBC Studios ve CosmoBlue Media'nın ilk lansmanı Türkiye'de gerçekleşti.

BBC Studios ve CosmoBlue Media, stratejik işbirliklerinde yeni bir döneme girildiğini Türkiye'de düzenlenen ilk lansman etkinliğiyle duyurdu. Bu kapsamda, Cosmo EN ve BBC Player Türkiye'de resmen yayın hayatına başladı. Cosmo EN, birçok platformda izleyicilerle buluşmaya başlarken, BBC Player da COSMOGOuygulaması üzerinden yayına girdi. Her iki hizmetin de önümüzdeki süreçte geniş bir operatör ağıyla daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Şirketler ayrıca, stratejik iş birliklerinin Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki yeni genişleme aşamasını da duyurdu. Bu doğrultuda, tüm hizmetlerin bölge genelinde kullanıma sunulmasına yönelik planların hayata geçirileceği belirtildi.

COSMO EN: YENİ NESİL EĞLENCE KANALI

Yeni kanal Cosmo EN, BBC Studios'un en beğenilen programlarından oluşan lokal zevklere hitap edecek şekilde özenle seçilmiş bir seçki sunacak. Etkileyici diziler, ilgi çekici ve nefes kesen belgesel çeşitlerinin yanı sıra güvenilir çocuk ve aile yapımları izleyicilerle buluşacak. Sabahın erken saatlerinde uyanan, okul öncesi yaş grubundaki izleyiciler için Go Jetters gibi dünya çapında sevilen çocuk programları ekrana gelirken okul çağındaki izleyiciler ve hatta tüm aile için de Grace's Amazing Machines (Grace'in Harika Makineleri) gibi eğitici ve merak uyandıran programlar sabah kuşağında yerini alacak. Gündüz kuşağında ise, Planet Earth gibi ikonik belgesel programlarının yanı sıra 1977 yılından beri yayınlanan dünyaca ünlü otomotiv programı Top Gear gibi tematik programlar da sevenleriyle buluşacak. Akşam ve gece kuşağında, Luther ve Ripper Street gibi eleştirmenlerden büyük beğeni toplayan polisiye ve dönem dizileri de dahil olmak üzere, yetişkin izleyiciler için ilgi çekici hikayeler sunan prestijli İngiliz dramaları dizi severlerle buluşacak.

KALİTELİ İÇERİK; KÜLTÜREL UYUM VE EĞLENCE DENEYİMİ SUNUYOR

CosmoBlue Media Dağıtım Operasyon Direktörü Levent Gültan, "COSMO EN ve BBC Player'ın bölgede yayına başlaması bizim için son derece heyecan verici. BBC Studios ile işbirliğimizi daha da ileri taşımaktan ve COSMO EN aracılığıyla nitelikli İngiliz hikâye anlatımını MENAT bölgesindeki izleyicilerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu adım, kapsamı genişleyen stratejik ortaklığımızın ilk aşamasını oluşturuyor," dedi. Ortak vizyonumuzun temelinde kaliteli içerik, kültürel uyum ve izleyiciye gerçek anlamda değer katan eğlence deneyimleri yer alıyor" dedi.

BBC Studios'un Orta, Doğu ve Kuzey Afrika, MENA ve Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Bartosz Witak ise "Bu işbirliği, BBC Studios'un bölgeye olan bağlılığını pekiştirdiği gibi aynı zamanda üst düzey eğlenceyi izleyicilere sunma konusundaki ortak hedefimizi de yansıtıyor. Güçlerimizi birleştirerek erişimimizi genişletmeyi, izleyicilerle bağlantı kurmak için yeni fırsatlar yaratmayı ve bölgesel stratejimiz doğrultusunda büyümeyi amaçlıyoruz. Yeni kanal, yerel zevklere ve izlenme tercihlerine göre özenle hazırlanırken içeriklerin de izleyicilerde derin yankı uyandırmasını hedefliyoruz" dedi.

CosmoBlue, Türkiye'de ilk defa BBC Player'ı CosmoGO platformu içerisinde izleyiciyle buluşturuyor BBC Studios'un ödüllü dizileri, belgeselleri, TV showları ve aile içerikleri, BBC Player üzerinden CosmoGO da lineer yayın akışının ötesinde esnek ve isteğe bağlı bir erişim modeli sunacak. Gültan, "BBC Player'ı CosmoGO'ya entegre etmek, dijital ekosistemimizi güçlendirmenin yanı sıra izleyicilerimize premium içeriklere, istedikleri zaman istedikleri ortamda erişim imkanı da sunuyor" dedi. BBC Player, etkileyici hikaye anlatımına ek olarak farklı izleyici kitleleri için özenle seçilmiş bin saatten fazla dizi, belgesel, doğa, çocuk ve aile içeriğiyle de dikkat çekiyor. BBC Player'ın yakın zamanda içerik çeşitliliğini artırması da hedefleniyor. CosmoBlue Media ile BBC kanallarının ve hizmetlerinin bölgesel dağıtımı güçleniyor.

CosmoBlue Media, Cosmo EN ve BBC Player lansmanlarına ek olarak, BBC First, BBC Earth ve CBeebies de dahil olmak üzere BBC Studios kanallarının bölgesel dağıtımını üstlenerek BBC Studios ile kurduğu ortaklıkla Türkiye ve MENA genelinde erişimin genişlemesine destek olacak. Cosmo EN; Digiturk 100, D-Smart 19, Kablo TV 42, Tivibu 17, Türksat 42'den izlenebilir.

https://www.dizidoktoru.com/m/

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı
03 Nisan 2026 | 17:49 #335 Son düzenlenme: 03 Nisan 2026 | 17:54 ★Recai Karakuş★
Liyakat Savaşları: Popülist Hadsizlik mi, İffet Suikastı mı?



Liyakat tartışmalarından medya patronajına, bel altı siyasetten maaşını alamayan emekçilere kadar uzanan bu çürüme tablosunda, görünmeyen bir korku düzeni herkesi hizaya sokuyor. Türk medya ve siyaset dünyasında maskeler düşerken geriye, ilkesizlik, suskunluk ve mağdur edilmiş emekçilerin sesi kalıyor.



Ekranda 'milli irade' naraları atıp perde arkasında sövgü seansları düzenleyenler, liyakati 'hadsizlik' sayan popülist diller ve cebi dolarken meslek onurunu inceltenler... Değerli okurlar, Türk medyası ve siyaseti bugünlerde tam bir 'karakter erozyonu' yaşıyor; toz duman dağıldığında ise geriye sadece şahsi ikballer ve ödenmeyen emekçi maaşları kalıyor.

Siyaset ve medya mahallesinde maskelerin birer birer düştüğü, yüzlerin kızarmak yerine daha da sertleştiği garip bir mevsimden geçiyoruz.

Eskiden "fikir teatisinde" bulunulurdu; şimdilerde ise cephanelikler sadece bel altı ithamlar ve itibar suikastları ile dolu. Ve ben, sizi bugün medyanın içine düştüğü o görünmez hapishaneyle, yani Jeremy Bentham'ın meşhur 'Panoptikon' kavramıyla tanıştıracağım. Yazımın sonuna kadar biraz sabır diyorum.

Akademik Kariyer mi, Siyasi Torpil mi: Popülist Hadsizliğin Anatomisi"

Bahar Feyzan ve Şamil Tayyar arasındaki kavga, aslında Türkiye'nin son yirmi yılının özeti gibi. Bir tarafta, akademik donanımı ve teknik bilgiyi "halktan kopukluk" veya "aristokratik bir küstahlık" olarak kodlayan popülist dil; diğer tarafta ise bu dile "torpil" ve "liyakat" üzerinden saldıran bir öfke. Şamil Tayyar'ın, kendisine yöneltilen liyakat eleştirisine cevap verirken bir kadın gazeteciye "hafif" yakıştırması yapması, aslında argüman dağarcığının ne kadar kuraklaştığının ilanıdır.

İddialar vahim: Kapalı kapılar ardında sövülen bakanlar, ekran önünde edilen dualar... Eğer bu iddialar doğruysa, karşımızda siyasi bir figür değil, bir "siyaset aktörü" var demektir. Feyzan'ın "İspatlamayan şerefsizdir" çıkışı ise artık köprülerin değil, gemilerin yakıldığının resmidir.

"Vefa ile Cüzdan Arasında: TMSF Korkusunun Gölgesinde 'Prensler' Krizi"

Ancak mahalledeki çürüme sadece siyasetle sınırlı değil. Habertürk koridorlarında esen "ziyaret korkusu" rüzgarı, bize sadakatin ilkelerle değil, koltuklarla ve "ballı maaşlarla" ölçüldüğünü bir kez daha hatırlatıyor. Kenan Tekdağ'ın tahliyesi sonrası yaşanan "gitsek mi, gitmesek mi" ikilemi, modern zamanın dalkavukluk çıkmazıdır. TMSF korkusu, insani vefa duygusunun önüne geçiyorsa; orada gazetecilikten değil, sadece "memuriyetten" bahsedilebilir.

İncelen Beller, Esneyen İlkeler: Reklam Kokan Gazetecilik"

Mizahın bittiği yerde ise Serdar Ali Çelikler sahne alıyor. Fenerbahçe'nin kalecisi Ederson hakkında altı ayda 180 derece dönen bir zihnin, tek seansta belinden 24 cm incelmesi aslında bir ironi şaheseridir. Gazetecilik etiğinin bu kadar "inceldiği" bir dönemde, fiziksel incelmenin reklamını yapmak, mesleğin omurgasındaki erimeyi gizlemeye yetmiyor maalesef.



Yaldızlı Ekranların Aç Emekçileri: 50 Maçlık Hayalden Sıfır TV'ye"

Madalyonun en karanlık yüzü ise Bi Kanal ve Sıfır TV cephesinde yaşanıyor. Tepedekiler lüks ofislerinde koltuk kavgası verip bel inceltme seanslarıyla gününü gün ederken; bayrama cebi boş, umudu kırık giren yüzlerce emekçi...

TFF ile yapılan devasa taahhütlerin yerine getirilmediği gibi 50 maç yayın hayali yerini, sözleşme gereği zorunlu kalan o cılız 8 maçlık yayın almış durumda. Ancak asıl "maç" sahada değil, mutfakta kaybediliyor.

Patron Bilal Kalyoncu'ya güvenerek yola çıkan oyuncu, senarist ve yapımcılar bugün birer birer seslerini yükseltiyor. Umay Anadolu Kaboğlu'nun feryadı ve SenaristBir'in sert uyarısı, aslında malumun ilamı: Emekçinin alın teri üzerinden yükselmeye çalışan, iş etiğinden yoksun bir sermaye yönetimi.

Senaristlerin karşılıksız emeğiyle "kanal sahibi" sıfatını korumaya çalışanlara hatırlatmak gerekir; yönetemediğiniz sermayenin faturasını çalışanlara kesemezsiniz! Panoptikon'un o meşhur kulesinde oturanlar şunu iyi bilmeli: Emekçinin hakkını vermediğiniz sürece, kurduğunuz o gösterişli medya kuleleri kumdan bir şatodan ibarettir.

Kule sizi izliyor olabilir ama sokaktaki mağduriyetin sesi kulenin duvarlarını çatlatmak üzere!

Medyanın Karatreni: Umutlar Raydan Çıktı, Lokomotifler Terk Edildi

Medyada son yılların panoraması, dev bütçeli hayallerin nasıl birer "yılan hikayesine" dönüştüğünün hazin bir özeti gibi. Neşet Baba'nın o ciğer yakan feryadı, bugünlerde medya koridorlarında yankılanıyor: "Karadır bu bahtım kara, sözüm kâr etmiyor yâre..."



Flash Haber TV cephesinde bir süredir "kara baht" rüzgarları esiyor. Aylardır "satıldı, satılacak" denilen, inşaat dünyasından Eşref Keleş'in isminin geçtiği o beklenen devir teslim bir türlü gerçekleşmedi. Kanalın emekçileri ise adeta fırtınada rotasız kalmış bir geminin mürettebatı gibi; belirsizliğin ortasında dalgalarla boğuşuyorlar. Seslerini duyurmak için MedyaRadar aracılığıyla içlerini döken bu insanların sessiz çığlığına kulak tıkamak, vicdanın kapılarını kapatmaktır.

B, C, D Planları: Bir Havlu Atma İlanı...

TMSF yönetimindeki bir kanaldan yükselen "Kendi başınızın çaresine bakın" söylemleri, aslında yönetimin çoktan havlu attığının itirafıdır.

Geçim Kamburu: Emekçinin sırtında her gün biraz daha ağırlaşan bir hayat pahalılığı yükü var.

Kağıt Üstündeki Hayaller: Maaşların bir türlü rayına girmediği, zamların ise sadece dosyalarda birer "vaat" olarak kaldığı bu düzende; medya emekçisi fırtınanın tam kalbinde, çırılçıplak ve korumasız bırakılmış durumda...

TMSF kontrolündeki diğer yayın organlarında sular süt limanken, Flash Haber'de fırtınanın kopması tesadüf olmasa gerek diye düşünmekteyim...

Bu, emekçinin işsizlik korkusunu iliklerine kadar hissettiği bir tasfiye sürecinin ön izlemesidir.

'Ekran Kedisi' der ki; "Kıymayın emekçilere ağalar..."



BTV: Doğmadan Ölen Bir Rüya...

Öte yandan, Ekol TV'nin yerine yayın hayatına başlaması beklenen BTV projesi, daha ilk notasında detone oldu. Büyük umutlarla yola çıkan proje rafa kaldırıldı; ekip ise Ciner Stüdyoları'nın kapısında, ellerinde bavullarıyla "gidecek bir liman" arayışında.

Görünmez Kulelerin Mahkûmları: Medya Panoptikonu...

Yazımın başında sizlere "Panoptikon modelini" anlatacağımı söylemiştim. Şimdi sıra, yaşanan bunca somut acının ve belirsizliğin ardındaki o zihinsel kuşatmayı, kalemim elverdiği ölçüde aktarmaya çalışmakta...

Aslında bugün yaşanan tüm bu tartışmaların, "bel altı" vuruşların ve "ziyaret korkularının" arkasında Jeremy Bentham'ın meşhur Panoptikon tasarımı yatıyor. Hani o mahkûmların gardiyanı görmediği ama her an izlendiklerini bildikleri için kendi kendilerini denetledikleri, o disiplin ve korku abidesi yapı...

Türk medyası bugün tam bir "Dijital Panoptikon" içine hapsedilmiş durumda. Gazeteciler ve siyasetçiler, merkeze yerleştirilen o devasa "otorite kulesinin" içinden her an gözetlendiklerini biliyorlar.

Bu yüzden Serdar Ali Çelikler 180 derece dönmekten çekinmiyor; bu yüzden Habertürk'ün "prensleri" vefa ile maaş kartları arasında sıkışıp kalıyor. Kuledeki gardiyanı görmelerine gerek yok; onun orada olduğu hissi, en keskin kalemleri bile köreltmeye, en dik duruşları bile 24 santimlik bel inceltme seanslarına kurban etmeye yetiyor.

Jeremy Bentham bu tasarımı geliştirirken "görünmez otorite" ile disiplin sağlamayı amaçlamıştı. Bugün geldiğimiz noktada ise bu disiplin, bir "etik çürüme" ve "popülist bir sessizliğe" dönüştü. Mahkûmlar artık hücrelerinde değil, lüks plazaların ballı maaşlı koltuklarında oturuyor; ancak hepsi kuleye bakarak "Bugün ne söylesem de yerimi korusam?" diye düşünmekten mesleğin onurunu çoktan unutmuş durumdalar.

Feyzan ve Tayyar arasındaki kavgada havada uçuşan o "ispat" ve "şeref" sözcükleri ise bu kulenin duvarlarında yankılanıp kayboluyor.

Çünkü biliyoruz ki bu Panoptikon düzeninde gerçeklerin değil, sadece kuleyi memnun edenlerin sesi duyuluyor.

Kule sizi izliyor olabilir; ama tarih, o kuleye bakmaktan önüne bakamayanları sadece "kaybedenler" olarak yazacak.

'Ekran Kedisi'ne ulaşmak için: medyaradar@gmail.com

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı
Sözcü TV'de Yılmaz Özdil sonrası gergin bekleyiş: Patron Burak Akbay ne yapacak?

Medyaradar'ın gizemli yazarı Keskin Kalem yine medya dünyasında ses getirecek bir yazıya imza attı.

Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim
Her akşam böyle içip, kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında kahrolacaksın
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın...

Sırdaşlarım, yoldaşlarım, felaket arkadaşlarım...
Sizleri bugün Murathan Mungan'ın daha sonra Yeni Türkü tarafından bestelenen bu şiiriyle karşılıyorum.
Karşılıyorum çünkü Sözcü TV'de Yılmaz Özdil'in düştüğü durumu en iyi bu sözler anlatıyor.

Özdil çemberin ne dışına çıkabildi...
Ne de içinde kalabildi...
Arafta durdu ve sonunda siyasi rüzgarın da aleyhine esmesiyle birlikte, bertaraf oldu.

Öncelikle ''yahu Sözcü TV'de ne oldu?'' sorusunu siz sırdaşlarım için yanıtlamaya çalışayım.
Malumunuz medyada büyük bir finansman krizi var.
Son olarak İBB kaynaklarının çekilmesi sonrasında, özellikle muhalif medyayı besleyen damarlar kurumuş durumda.
Halk TV'nin kapanmanın eşiğinde olduğunu haftalardır yazıyorum.

Sözcü TV'nin durumuysa biraz daha farklı.
Patron Burak Akbay hala gazete ve TV'yi çevirmeye çalışıyor, yatırım yapıyor.
Amma medyadaki gelir sorunu, uzun süre önce onun da canına tak etti.
İşte taaam bu noktada devreye Sedat Peker'in avukatı Ersan Barkın girdi.
Ve her şey Barkın'ın Sözcü TV'nin avukatı ve aslında kanalın (Keskin not: Barkın üzerinden Peker'in) gizli finansörlerinden biri olmasıyla başladı.

Türkiye'ye dönmek için çaba gösteren Peker'in Sözcü TV denklemine girmesiyle, Peker'e yakınlığıyla bilinen Özdil de Sözcü Medya Grubunun başına geçti.
Görünürde resmi bir görevi yoktu amma, gelin görün ki perde arkasından her şeyi o yönetiyordu.

Fakat Özdil'in İmamoğlu ve onun medya yapılanmasına karşı duruşu, ilk krizi çıkardı.
Özdil, İmamoğlu'na yakın dedikleri pek çok gazeteciyi kovdu.
Her seferinde olduğu gibi, kurunun yanında yaş da yandı.
Pek çok emekçi kardeşimiz, işsiz kaldı.
Ve Özdil istifa ettiğinden beri yaptıkları paylaşımlara bakılırsa, pek çoğu hala işsiz ve var olma mücadelesi veriyor.

Bir diğer krizse, Özdil ve ekibinin kanalın yönetim tarzı ve yayıncılık anlayışıyla ilgiliydi.
Özdil ve ekibinin kanalı, 90'lardan kalma televizyonculuk anlayışıyla yönetmesi, büyük tepki çekti.
Garip tanıtımlar, stüdyoda altın aramalar...
Haber kanalını reality show gibi yönetme hali patronu bile rahatsız etti.
Bu çiğ televizyonculuk anlayışı reytinglere yaramayınca, gemi su almaya başladı.

Bütünnnnnnnn bu yönetim krizleri, geçtiğimiz gün Sözcü TV yayınının adeta patlamasıyla,
zirveye ulaştı.
Sözcü TV'nin saatlerce yayın yapamasının dünyada örneği yok.
Varsa siz söyleyin.
Televizyonculuk için yayının 10 saniye bile gitmesi büyük başarısızlık sayılır.
Skandalın nedeni teknik aksaklıksa, bir rezalet.
Sabotajsa, ayrı bir rezalet sırdaşlarım.
Yani anlayacağınız yukarı tükürseniz bıyık, aşağı tükürseniz sakal.
Bir kanal yönetiyorsanız, ikisinden de siz sorumlu olursunuz.

Neyseee lafı sakız gibi uzattım.
Sadede geleyim.
Aslında Özdil'in Sözcü TV macerası hem siyaseten hem de televizyonculuk açısından ölü doğmuş bir çocuktu.
Arkasına aldığı siyasi güçler zemin kaybedince, Özdil'in de altındaki halı çekildi.

MHP içerisinde Peker'e yakınlığıyla bilinen İzzet Ulvi Yönter'in istifası...
Ve elbette hemen sonrasında Özdil'in istifası...
Bunlar pek tesadüf değil.
Peker'in ve Sözcü'nün avukatı Ersan Barkın'ın X paylaşımı, dikkate değer:

Yılmaz ağabeyin haklılığını yalnızca görmedik. Yaşamak zorunda kaldık, defalarca.
Aklının ardında 'ajandası' olmadan söyleyen, yazan; ibresi istediğimiz yönü göstermese de, istikametinin doğru olduğunu bildiğimiz bir pusula gibi.
Bir yurttaş olarak 'duruş'una yıllardır şahitlik ediyorum. Varlığıyla duyduğumuz gururun kaynağı bu şahadetimiz.
O'nunla birlikte Sözcü'nün parçası olmak gurur verici. Öyle de devam edecek bizim için.
Vatan, istiklal, istikbal...
Muvaffak olacağız.

Pekiiiiiiiiii felaket arkadaşlarım, 'eee şimdi ne olacak bre deli Keskin?' dediğinizi duyar gibiyim.
Özdil Youtube'a döndüğünü açıkladı,
'Altı Ok'a yapışan asalaklara mücadeleye devam' dedi.
Yani İmamoğlu-Özel ekseni karşısındaki pozisyonunu açıktan ilan etti.

Ya Sözcü TV?
Keskin kulaklarıma gelen bilgilere göre, kanal içerisinde gergin bir bekleyiş varmış.
Herkes patron Burak Akbay'ın alacağı pozisyonu anlamaya çalışıyormuş.
Her ne kadar eski ekip tasfiye edilmiş olsa da, eski ve yeni ekip arasında büyük bir gerilim olduğu, eski ekibin kovulan arkadaşlarının yeniden işe alınmasını talep ettiği iddia ediliyor.

Özdil tarafından yayın yönetmenliğine getirilen İpek Özbey'in yerine başka bir ismin getirilebileceği, ve patronun alacağı pozisyona göre yine bazı isimlerin tasfiye edilebileceği de konuşulanlar arasında.
Özellikle Özel'in medyasını yöneten ekibin, patronla iletişime geçtiği ve kanalı bize verin dediği de bir diğer iddia.
Özellikle Koza TV projesinin- tıpkı tahmin ettiğim gibi- havaya uçmasından sonra,
Özel ve ekibinin gözünü Sözcü TV'ye diktiği kulislerde fısıldanıyor.
Bakalım patron kimden yana pozisyon alacak...

DEMİRÖREN'DE KEYFİ ZAM İSYAN ÇIKARDI

Ha bugün, ha yarın.
Ha bugünnnnnn ha yarınnnn...
Diye diye aylardan Nisan oldu.
Ve sonunda Demirören Medya'da uzun süredir beklenen zam yapıldı.
Yapıldı amma yapılmasaydı daha iyiydi.
Zam oranları ve uygulaması, adeta Bağcılar'daki binayı birbirine kattı karıştırdı.

Keskin kulaklarıma gelen bilgilere göre, ortalama zam yüzde 20.
Ancaaaak patron, yöneticilere bu zam oranını istediği kişiye istediği şekilde dağıtma inisiyatifi vermiş.
Yani isterseniz birine yüzde 10 yapın, onun geriye kalan yüzde 10 zammını da başkasına dağıtın, demiş.
Hal böyle olunca, Demirören Medya'da zam meydan savaşı çıkmış.

Yöneticiler kimi çalışana hiç zam yapmazken, bazıları da yüzde 20'nin çok üzerinde zam almış.
Yani anlayacağınız yöneticiler ADAMINA GÖRE ZAM uygulamış!
Artık uygulanan kriterler neler, Allah bilir.

Siz yoldaşlarımın dikkatine, müsaadenizle, işte bu adamına göre zam sisteminin mağduru olan bir emekçinin şikayetini sunuyorum.
Kendisi var olsun, bendenize maille ulaşmış, derdini emanet etmiş.
İşte bu boğucu enflasyon karşısında hiç zam alamayan ve 29 bin liraya evini geçindirmeye çalışan, bir emekçinin çığlığı:

Merhaba sayın yazarım,

Demirören medyayada çalışıyorum... İşe girmeden önce yaptığımız görüşmelerde 29.000 tl net ücrete anlaştım. Asgari ücret zammında sonra bana da zam yapacaklarını söylediler ben bu hayalle 4 aydır bitmek bilmeyen zam oranı söylentileri ve yalan yanlış bilgilerle bizleri oyaladılar...

30.03.2026 yani pazartesi günü yöneticim beni yanına çağırıp %10 zam yaptıklarını ve şirketin zor durumda olduğunu bildirdi... Malum gün geldi zam ve zam farkları ile maaş alacaktım sözde...

01.04.2026 maaşım yattı. Yatan para 29.000 tl yöneticimin yanına gidip konuştuğumda bana öyle bir şey söylemediğini ve 1 sene dolmadan zam yapmıyacaklarını söylediler ben de bunun üzerine insan kaynakları ile görüştüm. Aldığım cevap daha şaşırtıcıydı YÖNETİCİNİZ İSTERSE YAPAR yani yöneticimin canı istemediği için bana zam yapmadı evet şaka değil gerçek... Yani Demirören'de bölümün yöneticisi canı isteyene zam yapıp isteyene zam yapmıyor. İsmimi vermeden bunu paylaşabilirseniz çok sevinirim sayın yazarım...

Daha ben bunun üzerine ne yazayım?
Ne diyeyim?
Bir emekçinin eşinin gönderdiği boş buzdolabı fotoğrafından sonra, artık bende kelimeler bitti.
ARTIK SİZ KONUŞUN,
BEN SESİNİZ OLAYIM.
ELİMDEN GELENİN EN İYİSİ BUDUR YOLDAŞLAR!

KANAL D HABER- CNN TÜRK HAVUZU YOLDA

Mali krizin git gide derinleştiği Demirören Medya'da, yıllardır konuşulan büyük tenkisatın düğmesine artık bu yaz basılacağını siz yoldaşlarıma daha önce fısıldamıştım.
Medya, özellikle de Hürriyet'in finans kente taşınması öncesi maalesef çok sayıda emekçinin işsiz kalacağını söylemiştim.

Veeeee sonunda tenkisatın ayak sesleri duyulmaya başladı.
Keskin radarlarıma takılan son kulislere göre, patron Kanal D Ana Haberi hazırlayan haber merkezini kapatıyor.
Ve CNN TÜRK, Kanal D haber merkezlerini bir havuzda birleştiriyor.

Yani Kanal D haber merkezi kapatıldıktan sonra, birkaç emekçi hariç tamamına yakınıyla yollar ayrılacak.
Kalanlar da CNN Türk bünyesine alınacak.
Ortak bir haber havuzu kurulacak.
Hazırlanan bant haberler hem CNN Türk bültenlerinde, hem de Kanal D ana haberde kullanılacak...
Muhabirler de yine, her iki kanal için çalışacak.

Patronun bu yolla büyük tasarruf sağlamak istediği, formülünse Demirören TV Grup Başkanı Murat Yancı tarafından oluşturulduğu da yine iddialar arasında. 
Bakalım bu formül tutacak mı?
Ve Demirören, mali kriz, çalışan isyanı döngüsü içerisinde medyasını daha ne kadar ayakta tutabilecek?
Göreceğiz...

Medyaradar Keskin Kalem

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı
Sözcü'de "altın arayan" haberciliğin sonu! Özdil'in ipini İpek Özbey mi çekti yoksa, kendi egosu mu?

Türk medyası hiçbir mahalle gözetmeksizin Sözcü'deki Yılmaz Özdil depremini ve İpek Özbey ile yaşanan "Kırmızı Beyaz" krizini konuşuyor! Patron Burak Akbay'ın sürekli kadro değiştirme hamleleri Sözcü'nün sonunu mu hazırlıyor? Muratcan Altuntoprak'ın eriyen tiraj raporu, Meral Danyıldız'ın "Yüzümüze bakmadan kovdular" isyanı ve "asalak deşifre edeceğim" diyerek YouTube'a sığınan Özdil'in karanlık vedası...

Değerli dostlar, Necip Türk Medyamız, mahalle gözetmeksizin Sözcü Medya Grubu'nda yaşanan Yılmaz Özdil depremini konuşa dursun; Özdil, "Sözcü'den ayrıldım ama meslekten ayrılmadım, Altı Ok'a çöreklenen asalakları deşifre etmeye YouTube'dan devam edeceğim" diyerek yeni cephesini ilan etti. Ancak bu "yeni başlangıç" ilanı, arkada bırakılan enkazı ve "kibirle" örülmüş o kısa süreli yayıncılık serüvenini gölgelemeye yetmiyor. Kendi mahallesinde bir "küçük iktidar" kuran anlayışın, gencecik gazetecilerin hayallerini nasıl öğüttüğünün ifşasına dönüştü.

İstifaya giden yolun taşları aslında çok önceden döşenmişti. Bir süredir Sözcü TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ile Özdil'in arasının açık olduğu, hatta birlikte yaptıkları 'Kırmızı Beyaz' programına bile çıkmadığı biliniyordu.



Özbey'in bu derin rahatsızlığını patron Burak Akbay ile paylaştığı, kulislerde yüksek sesle konuşuluyordu. Özdil'in kontrolü altındaki kanalın, ciddiyetten uzaklaşıp Ana Haber Bülteni'nde "altın arama" şovlarına kadar düşen habercilik anlayışı, bardağı taşıran son damla oldu.



Akbay'ın "Yapboz" Tahtası ve Bekir Coşkun Mirası

Sormak lazım: Yılmaz Özdil gibi "kibirli" üslubu tescilli bir ismi, kurumsal bir yapının tepesine hangi vizyonla getirdiniz ve neden 4 ayda vazgeçtiniz? Nevşin Mengü'nün hatırlattığı gibi; dün Bekir Coşkun'un yerine "iktidarı rahatsız etmeyecek dengeli muhalif" diye Özdil'i getiren o zihniyet, bugün Sözcü'yü sürekli kadro değiştirerek bir belirsizliğe sürüklüyor.

Patron Burak Akbay'ın bu istikrarsız yönetim modeli, Sözcü'nün kendi sonunu mu hazırlıyor?

Kibir Kulesinden Gelen O Tweet

Hatırlayın; Özdil, Sözcü TV'nin başına geçtiğinde büyük bir tasfiye operasyonu başlatmıştı. Yıllardır o binada gece gündüz çalışan emekçiler kapı önüne konulurken, Özdil sosyal medya hesabından adeta dalga geçer gibi o meşhur cümleyi kurmuştu: "Ağlayacaksanız oynamayalım." O gün o "oyunu" kuranlar, bugün oyunun dışına itildiler. Ama geride bıraktıkları hasar ne siyasi ne de ideolojik; tamamen insani.

Muratcan Altuntoprak: "3 Yıllık Emek 3 Ayda Çöpe Gitti"

Gazeteci Muratcan Altuntoprak, bu sürecin rakamsal ve ahlaki bilançosunu şu sözlerle yüzümüze çarpıyor:

"Geldikleri gün 'enkaz' devraldıklarını iddia ettiler, Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalını 6. sıraya demirlediler. Gazetenin tirajı 15 bin düştü. 'Siyasi kaslarımız kuvvetli' dediler, Tügva takipçisi oldular... Olan, 3 yılda ilmek ilmek işlenen koca bir markaya ve bizler gibi hevesle çalışan gencecik gazetecilerin hayallerine oldu."

Yüz Yüze Bile Gelmeden Kapı Dışarı!"

Muhabir Meral Danyıldız'ın feryadı, o "oyun" bittikten sonra sahnenin arkasında nelerin yaşandığını tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Üç yıl boyunca kuruma ter döken, haber peşinde koşan muhabirler; yüzlerine bile bakılmadan, bir telefonla ya da İK mesajıyla işsiz bırakıldı.

"Kimimiz garsonluk yapıyor, kimimiz işsizlik maaşıyla geçiniyoruz," diyor Meral Danyıldız. Bugün o pırıl pırıl gazeteciler, YouTube'dan gelen 4000 abonelik destekle meslek onurunu korumaya çalışıyor. Meral'in şu sorusu aslında tüm süreci özetliyor: "Her şey tuhaf da peki bizlere yapılan tuhaf değil miydi?"

Zebani Ordusu ve Reyting Enkazı

Gazeteci Hazar Dost'un "zebani ordusu" olarak nitelediği o ekip, haberciliği "Yılmaz Reis"in iki dudağı arasına sıkıştırmıştı. Sahada IŞİD operasyonu kovalayan muhabirin videosuna cevap bile vermeyen, tek derdi "yukarının" memnuniyeti olan bir yapı...

Sonuç? Türkiye'nin en çok izlenen kanallarından birini 6. sıraya demirleyen, gazete tirajlarını 15 bin birden eriten bir başarısızlık hikayesi...

Mahallenin İkiyüzlülüğü

Ahmet Hakan, Özdil'in gitmesine sevinenleri "Zil takıp oynuyorlar" diye eleştiriyor. Ruşen Çakır "Üslubunun bedelini ödüyor" diyor, Kadri Gürsel ise Özdil'in muhalefete karşı sert, iktidara karşı "tatlı" olan dengesini hatırlatıyor. Ancak kimse, "Ağlayacaksanız oynamayalım" diyen o kibirli sesin, kaç gencin geleceğini ağlattığını, kaç muhabiri garsonluk yapmaya mahkûm ettiğini konuşmuyor.

Son Söz: Sözcü Kendi Ayağına mı Sıkıyor?

Yılmaz Özdil şimdi YouTube'da "asalak deşifre etme" peşinde yeni bir mevzi kuruyor. Ancak bu fırtınanın asıl merkezinde, Sözcü'nün patronu Burak Akbay'ın "deneme-yanılma" yöntemine dönen yayıncılık anlayışı duruyor.

Son Söz: Şimdi Kim Hakkını Helal Etmiyor?

Bir medya grubu, çalışanının onurunu patronun kaprislerine ve genel yayın yönetmeninin "oyunlarına" meze yapıyorsa; orada ne sözcülük kalır ne de gazetecilik. Dün birilerinin varlığından "onur duyanlar", bugün YouTube kanallarına sığınıp "asalak deşifre etme" peşine düşse de; hafızalarda kalan tek şey garsonluk yaparak meslek aşkını yaşatan o pırıl pırıl gençlerin kırılan kalpleri olacak.

Krallar düşer, koltuklar değişir ama o gençlerin ahı, bu "tasfiye imparatorluğunun" temellerini elbet sarsar.

Sahiden Yılmaz Özdil Beyfendi, oyun bittiğine göre; şimdi kim ağlıyor, kim hakkını helal etmiyor?

'Ekran Kedisi'ne ulaşmak için: medyaradar@gmail.com

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı

ADMIN-DIYARBAKIR avatar
★Recai Karakuş★
Admin
İleti 12,056 Konu 414 Beğeni 214 Puan 18,406
Admin
ADMIN-DIYARBAKIR avatar
  • 👑Kurucu👑Yönetici👑
  • 👑Hakimiyet;Alemlerin👑RABBİ Yüce ALLAH'INDIR👑
  • İleti 12,056
  • Konu 414
  • Beğeni 214
  • Puan 18,406
  • Almanya / Diyarbakır
  • Kayıtlı