22 Ocak 2019, 19:59:23

* İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK SPONSOR BAĞLANTILAR

* OCTAGON GERMANY-UYDU MALZEMELERİ

* UYDUMTÜRK'TEN DEV REKLAM KAMPANYASI!  GÜNLÜK SADECE 1 TL

Gönderen Konu: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ  (Okunma sayısı 141819 defa)

Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1410 : 15 Aralık 2018, 21:57:02 »
Facebook Facebook'da Paylas Twitter Twitter'da Paylas

                                                       
Karadağlı hastalara Türkiye yolu açılıyor 



2023 yılına kadar sağlık turizminden gelirin yıllık 4 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkarılması hedefinin ardından sektör harekete geçti. Sağlık turizmi için AB ve AB’ye aday ülkeleri hedefine alan Bayındır Sağlık Grubu çalışmalarına Karadağ’da devam ediyor. Karadağ’ın Başkenti Podgorica’da bulunan Karadağ Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleştirilen toplantıda Karadağlı hastaların Türkiye’de tedavi edilebilmeleri için iş birliğinin devam etmesi kararı alındı. Toplantıya Karadağ Sağlık Bakanı Dr. Kenan Hrapoviç, Sağlık Bakanlığı Sağlık Projeleri Genel Müdürü Milica Skiljeyiç, Bayındır Sağlık Grubu Karadağ Temsilcisi Uğur Çimen, Bayındır Sağlık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Cem Talas, Bayındır Sağlık Grubu Uluslararası Hastalar Genel Müdür Yardımcısı Elena Ulusoy ve Bayındır Sağlık Grubu İletişim ve Pazarlama Bölümü İş Geliştirme Sorumlusu Osman Karaömeroğlu katıldı.

Bazı branşların tedavisi Türkiye’de olacak

Türkiye ve Karadağ arasındaki yakın ilişkiye dikkat çeken Bakan Hrapoviç, iki ülke arasında iş birliğinin geliştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hrapoviç, “Bayındır Sağlık Grubu ve Grubun Karadağ Temsilcisi Leo Danışmanlık şirketiyle işbirliği içinde Karadağlı Hastaların Bayındır Sağlık Grubu Hastanelerinde tedavi edilebilmeleri için birlikte çalışmaktan ve sağlık hizmeti almaktan mutluluk duyacağız” dedi.
Grubun Karadağ’daki temsilciğini yürüten Leo Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Çimen, Karadağ’da hizmet verilemeyen branşlardan bazılarının tedavisinin Türkiye’de yapılması için çalıştıklarını ifade ederek, “Anlaşmanın kısa sürede sonuçlanmasını bekliyoruz. Karadağ tarafı branşları belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor” açıklamasını yaptı.



« Son Düzenleme: 16 Aralık 2018, 21:02:32 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1411 : 15 Aralık 2018, 22:03:59 »
NASA duyurdu! Ay kargolarını özel şirketlere taşıttıracak 

                 
 

Bugüne kadar Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo gönderimi için özel şirketlerle anlaşan NASA, gelecekte Ay’a yapacağı seyahatlerde de benzer bir yöntem izleyeceğini duyurdu. Konuyla ilgili açıklama NASA Yöneticisi Jim Bridenstine’dan geldi. Ay’da yapılacak deneyler için doğrudan kendi roket ve mekikleriyle yük taşımak yerine özel şirketlerden taşıma hizmeti alacaklarını açıkladı.

Ay yüzeyinde yapılacak bilimsel deneyler için malzeme ve donanım taşımak üzere özel şirketlerden hizmet alınacağını belirten Bridenstine, NASA’nın şirketlere hizmet için ödeme yapacağı, ulaştırmanın nasıl gerçekleştirileceğinin detaylarına ise şirketlerin karar vereceğini ifade etti.

Halihazırda 9 özel şirketin söz konusu hizmetleri vermeye talip olduğunu kaydeden Bridenstine bu yolu seçmekteki amacın Ay yüzeyinde bilim ve teknoloji deneylerinin mümkün olduğunca hızlı ve az maliyetle yapmak olduğunu vurguladı.

Özel sektör ortaklığının NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonuna (ISS) kargo kapsülleri yollamak üzere SpaceX ve Orbital ATK firmalarıyla yürüttüğü ortaklık modelinde uygulanacağı belirtildi. NASA, “Ay Ticari Yük Hizmetleri” adı verilen proje kapsamındaki hizmetlere 10 yılda toplam 2,6 milyar dolar ödeyecek.


« Son Düzenleme: 16 Aralık 2018, 21:03:27 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1412 : 15 Aralık 2018, 22:36:03 »
                                               
Türkiye’de ortalama günlük kaç saat televizyon izleniyor? 
 
 


Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 'Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması'nı yayımladı.Araştırmaya göre televizyon oranlarında düşüş yaşandığı görülüyor. Türk televizyon izleyicisi en çok yerli dizileri ve bu yüzden de Kanal D'yi tercih ediyor.

Televizyon izlemenin aile içi ilişkileri olumlu etkilemeyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 53,9 olurken, arkadaşlarla ilişkileri olumlu etkiler düşüncesine katılmayanların oranı yüzde 57,1 olarak gerçekleşiyor. Sosyal gelişimi engeller düşüncesine katılanların oranı ise yüzde 52,7. Bununla birlikte katılımcıların yüzde 61'i, televizyon izlemenin 'toplumda şiddeti artıracağı' fikrine katılıyor. En çok televizyonu ev hanımları izliyor. Kadınlar en çok dizileri ve haberleri izlerken, erkeklerin de haberleri ve dizileri izlediği görülüyor.

BİLGİSAYARDAN TV İZLEME ORANI ARTTI

Hafta içi ve hafta sonu günlerinde televizyon izleme düzeyi, izleme saatleri, televizyon kanallarının tercih edilme düzeyleri, televizyon programlarının hangi ölçüde ve hangi televizyon kanallarının izlendiği ve televizyonda yayınlanması istenilen programlar ve reklamların izlenme durumu gibi başlıkların incelendiği araştırma, TÜİK verilerinden yararlanılarak 21 ilde 2 bin 525 kişiden oluşan örneklemle gerçekleştirildi.

Tamamı 15 yaşın üzerinde olan bin 219'u kadın, bin 306'sı erkek olan deneklerin yüzde 57'4'ünün evli, 986'sını bekar, geri kalanını ise dul/boşanmış denekler oluşturdu. Meslekler açısından en çok denek, yüzde 22,8 ile ev hanımı ve yine aynı oranla esnaf ve sanatkar olarak gerçekleşti. En çok denek yüzde 42,8 ile Marmara Bölgesi'nden olurken en az denek ise yüzde 6,3 ile Güneydoğu Anadolu, yüzde 5,6 ile Karadeniz ve yüzde 2,8 ile Doğu Anadolu Bölgesi'nden katıldı. Araştırmaya katılanların yüzde 52,1'i metropolde, yüzde 25,1'i ilde, yüzde 16,7'si ilçede, geri kalanının ise kasaba veya köyde yaşadığı belirtildi.

Araştırmaya göre katılanların yüzde 60'8'inin evinde bir adet, yüzde 31'inde iki adet, geri kalanının evinde ise 3 ve daha fazla adette televizyon bulunuyor. Deneklerin yüzde yüzde 71,9'u uydu anteni, yüzde 17'3'ü normal anten, yüzde 12,6'sı dijital platform, yüzde 5,2'si Kablo TV ile televizyon izliyor. Yine deneklerin yüzde 98,6'sı televizyondan, yüzde 7,9'u bilgisayardan, yüzde 0,2'si ise cep telefonundan televizyon yayınlarını takip ediyor.

Araştırmada ortaya çıkan bulgular 2009 yılında 2'ncisi gerçekleştirilen araştırma ile karşılaştırıldığında televizyon izleme sürelerinde artış gözlenirken, televizyona olan güvenin azaldığı sonucuna ulaşıldığı görülüyor. Araştırmada öne çıkan bulgular şu şekilde sıralanıyor:

Hafta içi 3 saat olan televizyon izleme süresi yüzde 23,5'e, 2 saatlik TV izleme oranı ise yüzde 23,5'e çıkmış.

Hafta içi kadınlar 3,8 saat, erkekler ise 3,6 saat TV izliyor. Hafta içi en çok TV izleyen yaş grubunun 41+ çıktığı ve 3,9 saate ulaştığı görülüyor. 2017 yılında ikincisi gerçekleştirilen araştırmaya göre hafta içi izleme sürelerinde yıllar içinde bir düşüş olduğu ortaya çıktığı vurgulanıyor.

Hafta içi dul/boşanmış olanlar 4,2 saat ile en çok TV izleyen grubu oluşturuyor. Bekarlarda bu oran yüzde 3,4. Eğitim düzeyi azaldıkça TV izleme oranının arttığı görülen araştırmaya göre düşük eğitimliler ortalama 3,8 saat televizyon izliyor. Bu rakam orta eğitimliler grubunda 3,5 saate, yüksek eğitimlilerde de yine 3,5 saate düşüyor.

Meslekler açısından değerlendirildiğinde hafta içinde ev hanımlarının 4,2 saat, emeklilerin 4,3 işsizlerin 3,9 saat TV izlediği görülüyor. Araştırma sonuçlarına göre yıllar içinde bütün meslek gruplarında hafta içi günlük ortalama televizyon izleme sürelerinin azaldığı görülüyor.

Hafta içi 4,5 saat ile Karadeniz Bölgesi en çok TV izleyen bölge olurken, 3,3 ile Akdeniz en az TV izleyen bölge olarak dikkat çekiyor. Araştırma sonuçlarına göre 2009'dan bu yana Güneydoğu, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri'nde hafta içi ortalama televizyon izleme sürelerinde düşüş olduğu dikkat çekiyor.

Cinsiyetlerine göre bakıldığında ise erkekler hafta içinde 3,6 saat, kadınlar ise 3,8 saat televizyon izliyor. Gelir düzeyine göre bir değerlendirme yapıldığında ise gelir düzeyi arttıkça televizyon izleme süresinin düştüğü görülüyor. 0 - 3.000 TL aralığında yer alan üç gelir grubu, günde ortalama 3,7 saat televizyon izliyor.

Hafta sonunda günlük ortalama televizyon izleme rakamlarına bakıldığında yüzde 17,9 ile 3 saat, yüzde 17,7 ile 4 saat, yüzde 17 ile 5 saat ve yüzde 14,4 ile 2 saat televizyon izlendiği görülüyor. 10 saat ve üzeri televizyon izleyenler ise yüzde 5,4 düzeyinde. Bu rakamlar önceki yıllarla kıyaslandığında hafta sonu 3 ve 4 saatlik TV izleme oranlarında artış olduğu, 10 saat ve üzeri süre TV izleme oranlarının ise düştüğü görülüyor.

Cinsiyete göre değerlendirildiğinde hafta sonu erkekler 4,3 saat, kadınlar ise 4,4 saat TV izliyor. Yine bu rakamlar kıyaslandığında cinsiyetlere göre TV izleme oranlarının ciddi anlamda düştüğü görülüyor.

Aynı şekilde medeni durumlara göre sınıflama yapıldığında hafta sonu evlilerin dul/boşanmış olanlar 4,6 saat TV izliyor. Evliler 4,4 saat, bekarlar ise 4,3 saat TV izliyor. Eğitim düzeyi ise hafta sonu TV izleme oranlarında etkili olmazken, her grup ortalama 4 saat TV izliyor.

Meslek gruplarına göre hafta sonunda vasıflı teknik personel 4,7 saat, işsizler 4,5 saat, emekliler 4,6 saat, ev hanımları 4,5 saat televizyon izliyor.

Bölgelere göre hafta sonu günlük ortalama televizyon izleme sürelerine bakıldığında 4,7 saat ile Ege Bölgesi en çok TV izleyen bölgeyi oluşturuyor. Onu 4,5 saat ile Karadeniz ve İç Anadolu, 3,9 saat ile Ege izliyor. Doğu Anadolu Bölgesi ise 3,7 saat TV izliyor.

Gelir düzeyi açısından ise gruplar arasına ciddi bir fark bulunmuyor. 5001 TL ve üzeri gelir grubu 3,8 saat TV izlerken, 2001-3000 TL aralığındaki gelir grubu ise 4,6 saat televizyon izliyor.

Hafta içi TV izleme saat dilimleri incelendiğinde en yüksek izleme oranının yüzde 61,0 ile 21.01-24.00 saatleri arasında gerçekleşiyor. Bundan sonra en yüksek izleme oranı yüzde 53,7 ile ile 18.01-21.00 saatlerinin olduğu dilim olurken, onu yüzde 18,7 ile izleyen 15.01-18.00 arası olarak dikkat çekiyor.

Araştırma sonuçlarına göre yıllar içerisinde 18.01-21.00 saatleri arasında hafta içi televizyon izleyenlerin arasında ciddi bir azalma olduğu görülüyor. Bu rakamlar cinsiyetler açısından önceki yıllarla karşılaştırıldığında aynı saat dilimlerinde kadın izleyicilerin daha çok olduğu görülüyor.

Hafta sonu TV izleme saatleri incelendiğinde ise en yüksek oran yüzde 70,2 ile 21.01-24.00 dilimi öne çıkıyor. Bundan sonraki en yüksek izleme oranı ise yüzde 57,1 ile 18.01-21.00 saatlerin olduğu dilim geliyor.

Hafta sonunda 09.01-18.00 saatleri arasında televizyon izleyen kadın oranının erkeklerden daha yüksek olduğu dikkat çekiyor.

EN ÇOK PAZAR GÜNÜ TV İZLENİYOR

Araştırmaya göre denekler en çok yüzde 21,4 oranıyla pazar günü televizyon izliyor. En çok izlenen kanal yüzde 54,6 ile Kanal D olurken, onu yüzde 51,9 ile ATV, yüzde 44.2 ile Show TV izliyor.

Televizyonda tek kanal izlemek zorunda kalsanız hangisini izlerdiniz sorusuna ise deneklerin yüzde 17,2'si TRT kanallarını, yüzde 17,1'i Kanal D'yi, yüzde 15,4'ü ise ATV'yi tercih ediyor. TRT'yi tercih edenlerin yüzde 63,5'ini erkekler, yüzde 36,5'ini kadınlar oluşturuyor. Bu durum ATV'de ise yüzde 50 - yüzde 50 şeklinde gerçekleşirken, Kanal D'yi izleyenlerin yüzde 62,2'sini erkekler oluşturuyor.

Kanallar arasında medeni duruma göre tercih sorulduğunda ise evliler en çok Kanal 7, ve TRT kanallarını tercih ediyor.NTV ve Show TV'yi izleyenler oranında ise en büyük çoğunluğu bekarlar oluşturuyor.

Düşük eğitim seviyesine sahip olanlar Kanal 7 ve Fox TV'yi tercih ederken, orta ve üst düzey eğitim grubu NTV'yi tercih ediyor.

Meslek gruplarına göre sınıflandırma yapıldığında ise Kanal 7'yi büyük çoğunlukla ev hanımı ve işsizler izliyor. NTV izleyenler arasında esnaf ve sanatkarlar yer alırken,meslek prestiji yüksek olanlar ise TRT Haber'i izliyor.

Bölgelere göre televizyon kanalı tercihi sıralaması yapıldığında Fox TV'yi Ege ve Akdeniz, Marmara, Show TV'yi Karadeniz, Kanal 7'yi İç Anadolu ve Doğu Anadolu, Star TV'yi Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin izlediği görülüyor.

Televizyon izleyicilerin kanal tercihlerinin sebepleri sorulduğunda ise en çok izlenen kanal olan Kanal D'yi izleyenlerin yüzde 43,9'u dizileri beğendiğini söylüyor. Show TV'yi izleyenlerin yüzde 38,6'sı da yine bu nedenle bu kanalı tercih ediyor.

Yerli dizi izlemek açısından ise katılımcıların yüzde 30,4'ü ATV'yi, yüzde 25,7'yi Kanal D'yi, yüzde 13,2'si ise Star TV'yi tercih ediyor. 2017'de bu rakam Kanal D için yüzde 42, Show TV yüzde 26,8 ve ATV yüzde 13,9 olarak gerçekleşmişti.

Televizyon izleyicileri Türk filmi izlemek için en çok yüzde 14 ile ATV'yi, yüzde 13,9 ile Kanal 7'yi, ve yüzde 12,9 ile Kanal D'yi tercih ediyor. Haber izlemek isteyenler ise en çok yüzde 17 ile TRT kanallarını, yüzde 14,7 ile Show TV'yi ve yüzde 12,9 ile ATV'yi tercih ediyor.

15-25 yaş grubu haber izlemek için Kanal D'yi tercih ederken, 31-35 yaş grubu ATV'yi, 26-30 ve 35-61 yaş grubu ise TRT kanallarını tercih ediyor. Evli ve dul/boşanmış olanlar TRT kanallarını tercih ederken bekarlar ise haber için Kanal D'yi izliyor.

Spor programlarını izleyenler yüzde 45,8 ile NTV'yi, yüzde 53,5 ile TRT kanallarını ve yüzde 7,5 ile A Spor'ru tercih ediyor.

Dini programları izleyenler en çok yüzde onu 23,8 ile Kanal 7, yüzde 9,4 ile ATV takip ediyor.

Yabancı film izleyenler yüzde 23,0 ile Star TV'yi, yüzde 16,7 ile Kanal D ve yüzde 12,4 ile Show TV'yi izliyor.

Açık oturum programlarını izleyenler en çok yüzde 14,6 ile Kanal D'yi, yüzde 13,8 ile ATV'yi ve yüzde 12,7 ile NTV'yi tercih ediyor.

Belgesel izleyenler en çok yüzde 12,6 ile TRT kanalları ve yüzde 8,9 ile NTV'yi tercih ediyor.

Yarışma programları açısından en çok yüzde 28,5 ile Kanal D izlenirken, onu yüzde 22,5 ile Star TV yüzde 25,8 ile ATV ve yüzde 18,7 ile FOX TV takip ediyor.

Müzik izleyenler en çok yüzde 20,7 ile Kral TV'yi tercih ediyor. Magazin programlarını izleyenler en çok yüzde 38,2 oranı ile Show Tv'yi izliyor. Onu yüzde 18,3'lük oranla Kanal D izliyor.

Güldürü/Talk show programlarını izleyenler en çok yüzde 48,4 ile Kanal D'yi, yüzde 14,7 ile Show TV'yi ve yüzde 12,4 ile Star TV'yi tercih ediyor.

Kadın kuşak programlarını izleyenler yüzde 46,7 ile ATV'yi, yüzde 12,8 ile Star TV'yi ve yüzde 11,8 ile Show TV'yi tercih ediyor.

Televizyon programlarının izlenme sıklığı açısından yapılan araştırmaya göre ise yüzde 76,7'lik kesim dizileri, yüzde 74,5'lik kesim haberleri ve yüzde 49,7 kesim de Türk filmlerini izliyor. Araştırmaya katılan deneklerin yüzde 73,7'si kadın kuşak programlarını, yüzde 69,9'u magazin programlarını ve yüzde 61,3'ü gerçek hayat hikayelerini 'izlemiyorum' kategorisinde değerlendiriyor.

KADINLAR VE GENÇLER DİZİ, ERKEKLER VE YAŞLILAR HABER İZLİYOR

Kadınlar en çok dizileri ve haberleri izlerken, erkeklerin de haberleri ve dizileri izlediği görülüyor.

Yaş grubuna göre sınıflandırma yapıldığında 15-30 yaş grubundakilerin tamamı için yerli diziler öncelikli konumda bulunuyor. 31-60+ yaş grubu için ise haberler öncelikli sırada yer alıyor.

Medeni durumlara göre sınıflandırma yapıldığında bekarlar, dul/boşanmış olanlar haberleri tercih ediyor. Evliler ise yerli dizileri izliyor.

Meslek grupları açısından ev hanımları, işsizler ve öğrenciler yerli dizileri öncelikli olarak izlerken, mesleki prestiji yüksek gruptakilerin ise öncelikli olarak haberleri izlediği görülüyor.

Bölgeler açısından Marmara, Ege, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri öncelikli olarak yerli dizileri izlerken, diğer bölgelerde ise öncelik sıralaması haberler ve yerli diziler olarak gerçekleşiyor.

Ankete katılanlar 'Türkçe'yi en iyi kullanan kanal' olarak yüzde 49,7 ile TRT kanallarını tercih ederken, onu yüzde 11,4 ile Kanal D ve yüzde 9 ile ATV izliyor.

Katılımcılara televizyonlarda öncelikli olarak yayınlanmasını istedikleri programlar sorulduğunda yüzde 86,3'ü yerli diziler, yüzde 85,1'i haber ve habere dayalı programlar ve yüzde 74,8'i Türk filmleri cevabını veriyor.

İZLEYİCİ CİNSEL VE MÜSTEHCEN İÇERİKTEN RAHATSIZ

Televizyon yayınlarında rahatsız olunan görüntüler sıralamasında yüzde 49,3 ile cinsel içerikli ve müstehcen görüntüler; yüzde 39,5'i şiddet, korku, savaş, kan, silah görüntülerinden rahatsız olduğunu; yüzde 16,9'u ise reklamlardan, reklamların uzun sürmesinden, sık olmasından ve aynı olmasından rahatsız olduğunu belirtiyor.

Rahatsız olunan görüntülerle karşılaşıldığında deneklerin yüzde 81,7'si kanal değiştiriyor, yüzde 11,1'i ise izlemeye devam ediyor.

Araştırmaya katılan deneklere ayrıca 'televizyon izleme' ile ilgili değerlendirmeleri de sorulmuş. Buna göre denekler, televizyon izleminin 'dünyadaki gelişmeleri takip etmeyi sağlayacağı' fikrine yüzde 83,8 oranında katılıyor. Televizyon izlemenin aile içi ilişkileri olumlu etkilemeyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 53,9 olurken, arkadaşlarla ilişkileri olumlu etkiler düşüncesine katılmayanların oranı yüzde 57,1 olarak gerçekleşiyor. Sosyal gelişimi engeller düşüncesine katılanların oranı ise yüzde 52,7.

TELEVİZYON İZLEMENİN TOPLUMDA ŞİDDETİ ARTIRACAĞINA İNANILIYOR

Katılımcıların yüzde 61'i televizyon izlemenin 'toplumda şiddeti arttıracağı' fikrine katılıyor. 'İnsanları televizyona bağımlı hale getirir' diye düşünenlerin oranı yüzde 71,1, 'dil yapımızı olumlu etkiler' ifadesine katılmama oranı yüzde 44,9. 'Kültür, örf ve adetlerin gelişmesine yardımcı olur' fikrine katılmama oranı yüzde 45,9 olarak gerçekleşirken, 'çocukların sosyal gelişimine olumlu etkisi olur' ifadesine katılım ise yüzde 53 olarak hesaplanıyor.

Reklamlara ilişkin değerlendirmelere göre deneklerin yüzde 56,4'ü, 'reklamları gördüğümde hemen kanal değiştiririm' ifadesine katılıyor. yüzde 30,8 ise reklamların bir kısmını izleyip ona göre değiştirdiğini söylüyor. Reklam görünce tamamını izleyenlerin oranı ise yüzde 10,7.

Ankete katılanlara reklamlarda ne tür görüntülerden rahatsız oldukları sorulduğunda yüzde 62,5'inin, aynı reklamın tekrar tekrar verilmesinden ve uzun süreli reklamlardan rahatsız olduğunu dile getirdiği görülüyor.

EN AZ BİLİNEN KORUYUCU SEMBOL, OLUMSUZ DAVRANIŞ SEMBOLÜ

Deneklere bu araştırmada RTÜK tarafından uygulamaya başlanan koruyucu sembollere ilişkin değerlendirmeler de sorulmuş. Buna göre deneklerin yüzde 62,5'i 'koruyucu sembol sisteminin, televizyon programlarının içeriği konusunda izleyicileri bilgilendirdiğini' ifade ediyor. Deneklerin yüzde 62,3'ü, koruyucu sembollerin faydalı olduğunu düşünüyor. Koruyucu sembol sistemi yüzde 53,8 oranında program tercihlerini etkiliyor.

Aynı şekilde programlarda kullanılan koruyucu sembolleri seçenlerin RTÜK olduğunu düşünenlerin sayısı yüzde 69,4 olarak gerçekleşiyor.

Araştırmada deneklere ayrıca koruyucu semboler gösterilerek anlamlarını bilip bilmedikleri sorulmuş. Buna göre deneklerin yüzde 87,7'si genel izleyici, yüzde 80,1'i korku şiddet sembollerini yüksek oranda biliyor. En az bilinen işaret olan 'olumsuz örnek' işareti, yüzde 39,4 oranında biliniyor. Deneklerin yüzde 50'si ise işaretlerin programın içeriğine uygun olarak kullanıldığını düşünüyor.

« Son Düzenleme: 16 Aralık 2018, 21:01:36 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

Çevrimdışı ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★

  • ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
  • Kahraman Üye
  • ************
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 14498
  • Karma +153/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • اللهHAKİMİYET KAYITSIZ , ŞARTSIZ ALLAHINDIRالله
    • www.uydumturk.com




Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1414 : 15 Ocak 2019, 21:45:08 »
Discovery Grubunun o Kanalı izleyenleri yakında yeni logosuyla karşılayacak. 

Kanalın sahibi olduğu Discovery Grubundan açıklama geldi,Discovery Channel ve Animal Planet'in marka görünümü değişiyor.

Animal Planet kanalı 28 Ekim 2018 tarihinden başlayarak ilk olarak USA daha sonra 2019 yılı çeğreğine kadar Avrupa ve Tüm kıtalarda yeni logosu eklenecek


                                                       

Dünya çapında faaliyet gösteren gerçeğe dayalı içerik sağlayan medya kuruluşu Discovery Communications'a bağlı Discovery Networks Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (CEEMEA) bölümü, bugün, iki ana kanalı Discovery Channel ve Animal Planet'in yenileneceğini duyurdu.
 
Discovery Channel ve Animal Planet'in, 5 Haziran itibariyle 'dikkat çekici, renkli ve dinamik bir görünüme' sahip olacağı belirtildi. Yenilenen marka görünümü, yayın ve yayın dışında, Discovery Channel web sitesi ve sosyal medya sayfaları dahil olmak bütün iletişim kanallarında kullanılacak.
 
Discovery Channel'in yeni logosu tek başına duran 'D' harfi ile ikonlaşmış dünya küresinin 3D metalik efektli olarak tasarlanmış kullanımından oluşacak. Söz konusu dünya küresi gösterilen programın temasına göre farklı görünüşlere bürünecek. 'Altın Peşinde', 'Efsane Avcıları', 'Tamirat-Tadilat' ve 'Bear Grylls' dahil Discovery'nin ana program görsellerini ve ünlü sunucularını temsilen toplam altı tema kullanılacak. Kanalda ekrana gelecek önemli program temalarını temsilen farklı logolar da ekrana gelecek.

Animal Planet'in ise yenilenen haliyle 'daha eğlenceli' bir görünüme sahip olacağı belirtildi. Programlar arasında, popüler Animal Planet şovlarında yer alan sunucuların ve hayvanların hareketli görüntüleri Animal Planet logosunda bulunan M harfinin içinde yer alacak.
 
Discovery Networks CEEMEA Gelişen Pazarlar Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Ülke Müdürü, James Gibbons "Türkiye pazarına Discovery Channel ve Animal Planet'ın yenilenmiş görüntülerini sunuyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yenilenen marka kimliğinin dikkat çekici ve dinamik olmasının yanı sıra iki kanalda da sunduğumuz keyifli içeriklerin bir yansıması olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'deki Discovery Networks için heyecanlı bir süreçteyiz, yerel kanallarımıza daha önce hiç olmadığı kadar yatırım yapıyoruz ve Türk seyircilerimizin Discovery Channel ve Animal Planet'in bu ay ekranlara yansıyacak yeni görüntülerini çok seveceklerini düşünüyoruz" dedi.
 
Bu yeniliklerin yanı sıra, Haziran ayında izleyicileri yeni programlar da bekliyor. Bunlardan biri olan ve bir bölümü Türkiye'de çekilen 'Taş Oyunları', 30 Haziran itibariyle Discovery Channel'da gösterime girecek, 26 Haziran'da ise Animal Planet ekranlarında zoolog Dave Salmoni'nin dünyanın en ıssız yerlerinde en korkulan yırtıcı hayvanları arayışını ekranlara getirecek 'Ölümcül Adalar' belgeseli başlayacak.

İşte, Animal Planet Kanalının yeni Logosu:

 


« Son Düzenleme: 15 Ocak 2019, 23:11:50 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

Çevrimdışı ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★

  • ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
  • Kahraman Üye
  • ************
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 14498
  • Karma +153/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • اللهHAKİMİYET KAYITSIZ , ŞARTSIZ ALLAHINDIRالله
    • www.uydumturk.com
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1415 : 16 Ocak 2019, 17:17:20 »
Dizilerin ekrana döneceği tarihler belli oldu!
Özel kanalların yeni yılla birlikte reklam anlaşmalarını yenilemeleri nedeniyle yerli diziler, ocak ayı başında yayına üç hafta ara verdi.



TRT dışında tüm kanallar yılbaşından itibaren dizi yayınlarına üç hafta süreyle ara vermişti. Çekimleri başlayan diziler ekrana dönmeye hazırlanıyor.

Çukur, Kadın, Çarpışma, Yasak Elma, Söz, Bizim Hikaye, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Bir Zamanlar Çukurova, Sen Anlat Karadeniz gibi diziler sezon finali gibi bölümlerle yeni yıl tatiline girmişti.

Diziler, 21 Ocak'tan itibaren ekrana dönmeye başlıyor.

Dizilerin yayın tarihleri şöyle:

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz:22 Ocak

Bir Zamanlar Çukurova: 24 Ocak

Yasak Elma: 21 Ocak

Çukur: 21 Ocak

Gülperi: 25 Ocak

Avlu: 24 Ocak

Sen Anlat Karadeniz: 23 Ocak

Kadın: 22 Ocak

Bizim Hikaye: 24 Ocak

Söz: 21 Ocak

Çarpışma: 24 Ocak

Erkenci Kuş: 26 Ocak

Muhteşem İkili: 24 Ocak

Arka Sokaklar: 25 Ocak

Kızım: 25 Ocak

 

Medyaradar
« Son Düzenleme: 16 Ocak 2019, 18:35:04 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »




Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1416 : 19 Ocak 2019, 22:13:46 »
Türkiye'de İnternetin Tarihi ve Gelişimi (Türkiye’de Fiberin Gelişimi)       

                                         
         

Türkiye'de ilk internet bağlantısı;

3 Mayıs 1909 yılında ilk manuel telefon santrali, İstanbul Büyük Postane binasında 50 hatlık olarak tesis edildi. Daha sonra 4 Şubat 1924 tarihinde, 406 sayılı Telefon ve Telgraf Kanunu ile yurdun her tarafında telefon tesis etme ve işletme görevi PTT Genel Müdürlüğü’ne verildi. Dünyaya baktığımızda 1930‘lu yıllarda daha ileri iletişim yöntemleri geliştirmek için çalışılırken, ülkemizde telefon alt yapısı daha oturmamıştı.

11 Eylül 1926‘de, Türkiye’nin ilk otomatik telefon santralı, 2000 hatlık kapasiteyle Ankara’da hizmete verildi.

1 Eylül 1929‘de tek devreli ilk şehirlerarası haberleşmesi Ankara-İstanbul arasında gerçekleştirildi. Başkent ile İstanbul arasındaki bu bağlantı, tek devreli olduğu için zamanına göre demodeydi. 1930 ile 1940 yılları arasında ülkemizde mevcut durumun, diğer bölgelere dağıtılması için uğraşıldı. Pek büyük bir yenilik gerçekleşmedi.

1940 yılına geldiğimizde Ankara–İstanbul arasında tesis edilen 2 adet tek kanallı havai hat çoklayıcı sistemi haberleşmede eskiye göre büyük kolaylık sağladı.

1973′te ilk otomatik teleks santrali kuruldu. Bu sayede teledaktilolar arasında bağlantı kolay bir şekilde sağlanıyordu 1930‘larda gelişen teknoloji bizde 70‘lerde gelmişti.

Antalya – Catania arasında toplam 480 kanallı ilk deniz altı koaksiyel kablosu döşendi ve 6 Nisan 1976‘da hizmete açıldı. Dünya, 1980‘lerde fibere geçerken, biz koaksiyel kabloları yeni döşemeye başlıyorduk.

23 Nisan 1979 tarihinde İlk uydu haberleşme yer istasyonunun hizmete verilmesiyle INTELSAT üzerinden Atlantik bölgesi uyduları kullanılarak 13 ülke ile haberleşme sağlandı.

28 Haziran 1984 tarihinde Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana illeri arasında elektronik mektup hizmeti verilmeye başlandı. Artık gelişmeler biraz daha hızlanmaya başlıyordu. Fakat hala çağın gerisindeydik.

18 Aralık 1984‘de Türkiye’nin ilk sayısal telefon santrali, Ankara Kavaklıdere’de hizmete verildi.

İşte bizi ilgilendiren en önemli gelişmelerden biri. 10 Nisan 1985 yılında ilk fiber optik kablo Ankara(Ulus) – Gölbaşı uydu yer merkezi arasında döşenerek, 140 MB/s‘lik sistem hizmete girdi. Türkiye‘deki ilk fiber optik sistem budur.

15 Temmuz 1987‘de İller arasına fiber optik kablo, ilk kez Aydın-Denizli arasında havai olarak döşendi. (Havai hat, havadan direkler vasıtasıyla aktarılanlara deniliyor.)

1989‘de DPN modülleri kullanılarak ilk Paket Anahtarlamalı Data Şebekesi olan TURPAK kuruldu. Şebeke üzerinden X.25, ITI, SNA servisleri verilmeye başlandı.

21 Aralık 1990‘da Fransız Aerospatiale firması ile “TÜRKSAT Milli Haberleşme Uyduları” sözleşmesi imzalandı.

24 Aralık 1990‘da EMOS 1 projesiyle, İtalya-Yunanistan-Türkiye-Ortadoğu arasında fiber optik denizaltı kablosu üzerinden haberleşme sağlandı. Türkiye‘nin de içinde bulunduğu en büyük fiber optik projelerinden biri olmayı başaran bu projeyle beraber ülkemizde 90‘lı yıllar hızlı bir gelişime sahne oldu.

23 Şubat 1994′te Türkiye GSM teknolojisiyle tanıştı. Haberleşmede sınır tanımayan GSM ilk kez Ankara, İstanbul ve İzmir’deki abonelerine hizmet vermeye başladı.

1994‘te TURMEOS-1 (Türkiye Marmara Ege Optik Sistemi) ve TURCYOS (Türkiye-Kuzey Kıbrıs Denizaltı Fiber Optik

Kablosu) hizmete verildi. Artık Türkiye, çevresiyle fiber optik kablolarla bağlantı kurmaya başlamıştı.

1996 yılında Türkiye-İtalya-Ukrayna-Rusya’yı kapsayan ITUR Denizaltı Fiber Optik Kablo Sistemi servise verildi.

1997‘de Türkiye’deki tüm üniversiteleri TURPAK şebekesi üzerinden birbirine bağlayan Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) projesi hayata geçirildi. Artık Üniversiteler birbirleriyle bağlantılı halde oldu.

1997‘de KAFOS (Karadeniz Fiber Optik Sistemi) ve TBL (Transbalkan Linki Karasal Fiber Optik Sistemi) hizmete verildi. Yeni bir fiber optik sistemine daha kavuşmuş olduk.

Şubat 1999′de Klasik telefon ve diğer darbantlı servislerin verilmesi için, santralden saha dolabına kadar tesis edilen Fiber Optik kablo üzerinden çalışan erişim çoklayıcı sistemlerin kullanımına başlandı. 2000‘lere gelirken Türkiye’de alt yapı bazında fiber kullanımı artmaya başlamıştı.

2004‘te Resmi kurum ve kuruluşlar ile kurumsal müşterilerin yurt çapındaki birimlerinin noktadan noktaya data transferlerini sağlamak için noktadan noktaya DSL hizmetleri verilmeye başlandı. Artık internet çevirmeli bağlantı kullanılmaz olmuştu. 56K’dan 256K‘ya hızlı bir geçiş yaşanmıştı.

2004‘ten bu yana kullandığımız ADSL artık yerini Fiber internete bırakıyor. 2010 yılında tamamı fiber optik çalışmalara ait 500 milyon TL yatırım gerçekleştiren SuperOnline, 2010 yılının sonuna kadar yaklaşık 23 bin kilometrelik alana fiber optik kablo döşedi.

Fiber internette en hızlı büyüyen Avrupa’da üçüncü ülke konumundayız. Bağlantı teknolojlerinde 80‘lerin ortalarına göre artık çok daha iyi ve çağı yakalamış bir durumdayız. Bakalım gelecek bizlere neler gösterecek?


lk defa 1960'lı yıllarda ortaya çıkan internetin, dünya geneline bu kadar çok yayılacağını ve hayatın vazgeçilmezleri arasına gireceği, büyük ihtimal tahmin edilemezdi. Kökeni, ABD, Fransa ve İngiltere hükümetlerinin bilgisayarlar arasında ağ bağlantısı kurmak için yaptığı çalışmalara dayanan internetin bizim bildiğimiz haliyle, genel kullanımın yayılması 1980'li yıllara uzanıyor. İnternetin Türkiye'ye gelişi ise ilk kez 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ'den, Ankara-Washington arasına kurulan kiralık bir hat ile gerçekleştirildi. Bu bağlantı hızı 64 Kbps ile hayata geçti. İnternetin vatandaşların evlerine girmesi ise servis sağlayıcılarının ortaya çıkması ve çeşitlenip, çoğalmasıyla oldu. İnternetin ilk senelerinde, bireylerin ağa erişim için en fazla kullandığı yöntem çevirmeli kullanımdı. İnternetin hızı o kadar düşüktü derecedeydi ki, bağlantı için hattan gelen sesi uzunca bir süre dinlemek gerekiyordu. Türkiye'nin GSM teknolojisiyle tanışması ise 1994'de gerçekleşti. GSM ilk defa Ankara, İstanbul ve İzmir'de kullanıcılara hizmet vermeye başladı.

İlk defa 1960'lı yıllarda ortaya çıkan internetin, dünya geneline bu kadar çok yayılacağını ve hayatın vazgeçilmezleri arasına gireceği, büyük ihtimal tahmin edilemezdi. Kökeni, ABD, Fransa ve İngiltere hükümetlerinin bilgisayarlar arasında ağ bağlantısı kurmak için yaptığı çalışmalara dayanan internetin bizim bildiğimiz haliyle, genel kullanımın yayılması 1980'li yıllara uzanıyor. İnternetin Türkiye'ye gelişi ise ilk kez 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ'den, Ankara-Washington arasına kurulan kiralık bir hat ile gerçekleştirildi. Bu bağlantı hızı 64 Kbps ile hayata geçti. İnternetin vatandaşların evlerine girmesi ise servis sağlayıcılarının ortaya çıkması ve çeşitlenip, çoğalmasıyla oldu. İnternetin ilk senelerinde, bireylerin ağa erişim için en fazla kullandığı yöntem çevirmeli kullanımdı. İnternetin hızı o kadar düşüktü derecedeydi ki, bağlantı için hattan gelen sesi uzunca bir süre dinlemek gerekiyordu. Türkiye'nin GSM teknolojisiyle tanışması ise 1994'de gerçekleşti. GSM ilk defa Ankara, İstanbul ve İzmir'de kullanıcılara hizmet vermeye başladı. 

İlk defa 1960'lı yıllarda ortaya çıkan internetin, dünya geneline bu kadar çok yayılacağını ve hayatın vazgeçilmezleri arasına gireceği, büyük ihtimal tahmin edilemezdi. Kökeni, ABD, Fransa ve İngiltere hükümetlerinin bilgisayarlar arasında ağ bağlantısı kurmak için yaptığı çalışmalara dayanan internetin bizim bildiğimiz haliyle, genel kullanımın yayılması 1980'li yıllara uzanıyor. İnternetin Türkiye'ye gelişi ise ilk kez 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ'den, Ankara-Washington arasına kurulan kiralık bir hat ile gerçekleştirildi. Bu bağlantı hızı 64 Kbps ile hayata geçti. İnternetin vatandaşların evlerine girmesi ise servis sağlayıcılarının ortaya çıkması ve çeşitlenip, çoğalmasıyla oldu. İnternetin ilk senelerinde, bireylerin ağa erişim için en fazla kullandığı yöntem çevirmeli kullanımdı. İnternetin hızı o kadar düşüktü derecedeydi ki, bağlantı için hattan gelen sesi uzunca bir süre dinlemek gerekiyordu. Türkiye'nin GSM teknolojisiyle tanışması ise 1994'de gerçekleşti. GSM ilk defa Ankara, İstanbul ve İzmir'de kullanıcılara hizmet vermeye başladı.

Türkiye’nin ilk internet ağı projesi, 1991 yılında ODTÜ ve TÜBİTAK tarafından başlatıldı. İlk internet bağlantısı ise bundan tam 25 yıl önce gerçekleşti. 12 Nisan 1993 tarihinde ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na ait yönlendiriciler ve PTT'den sağlanan 64 Kbps kapasiteli kiralık hat kullanılarak Türkiye’deki ilk internet bağlantısı kuruldu.

1993-1996 yılları arasında, Türkiye'deki üniversitelerin birçoğu ve kimi kamu kuruluşları ODTÜ üzerinden internete bağlandılar.

Bu yıllarda sırayla Ege, Bilkent, Boğaziçi ve İstanbul Teknik üniversitelerinde de internet bağlantı gerçekleştirildi. İlk Türkçe içerikli web sayfaları ODTÜ ve Bilkent Üniversitelerinin web siteleri oldu.


TURNET projesi hayata geçti
İnternetten ticari kuruluşların ve internet servis sağlayıcılarının yararlanmasını sağlayacak TURNET projesi 1996 Ağustos ayında hayata geçti. TURNET'in hatlarından ticari olarak yararlanan İnternet Servis Sağlayıcı şirketler ortaya çıktı ve interneti halka belirledikleri fiyattan satmaya başladılar.

TURNET’in, ikisi Istanbul’dan (2MBit/san ve 512 kbit/san hızlarında); diğeri Ankara’dan 2Mbit/san hızında 3 tane hattı vardı.


TURNET projesi hayata geçti
İnternetten ticari kuruluşların ve internet servis sağlayıcılarının yararlanmasını sağlayacak TURNET projesi 1996 Ağustos ayında hayata geçti. TURNET'in hatlarından ticari olarak yararlanan İnternet Servis Sağlayıcı şirketler ortaya çıktı ve interneti halka belirledikleri fiyattan satmaya başladılar.


İlk ÖSYM sınav sonucu 1996 yılında açıklandı
Türkiye'de internetin gelişimi hız kesmeden devam etti. Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ile işbirliği yapılarak 1996 yılında ÖSS, ÖYS ve TUS sınav sonuçları tüm Türkiye'ye ODTÜ sunucuları kullanılarak açıklandı.


1997 ortalarından itibaren birçok banka, müşterilerine internet üzerinden kişisel bankacılık servisi vermeye başladı.  

Türkiye'nin mobil internet macerası
Türkiye'de 1994 yılında ilk cep telefonu görüşmesi gerçekleştirildi. 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile dönemin Başbakanı Tansu Çiller cep telefonundan ilk alo diyen kişiler oldu. İlk SMS 1995 yılında gönderildi.


2G - Cep telefonları ile ilk internet macerası 2000 yılında başladı. O dönemde kullanılan WAP teknolojisini, GPRS izledi. Günümüzde ilse 2G olarak ‘Edge’ teknolojisi kullanılıyor.

3G - İlk mobil genişbant olarak ifade edilen 3G teknolojisi Türkiye’de 2009 yılında sunuldu. Akıllı telefonlarla beraber geliştirilen uygulamalar mobil internetteki veri trafiğinin katlanarak büyümesini sağladı.

4.5G - Türkiye 1 Nisan 2016 tarihinde 4.5G'ye geçerek yüksek hızda internet veri aktarmada çığır açan yeni teknolojiyle tanıştı ve teknolojide bir adım daha ilerledi.


-Özel Haber-
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2019, 04:15:08 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

Çevrimdışı A.Caner Özdemir

  • Kahraman Üye
  • *****
  • Teşekkürler
  • -Aldı:
  • İleti: 1341
  • Karma +14/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • MƛƊЄ ƖƝ ƛƝҠƛƦƛ
    • #MrySAT/Bsc
Ynt: UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
« Yanıtla #1417 : 19 Ocak 2019, 22:29:36 »
Dumandan İnternete, İletişimin Tarihsel Süreci

     


                     
   

İnsanlar tarih boyunca birbirleri ile haberleşmek için birçok yöntem geliştirdi ve kullandı. İlk insanlar, birbirlerine yüksek sesle, bağırarak ulaştılar. Yeni formüller, icatlar ve teknoloji sayesinde, bağırarak seslenme ile başlayan iletişim ya da haberleşme, teknoloji çağını yaşadığımız bugünlerde bir ‘tık’ mesafesine kadar indi. Duman, davul, güvercin, telgraf, matbaa, telefon ve internet. İşte, iletişimin tarihsel süreci.

İletişim, insanoğlunun zorunlu ihtiyacıdır. Geçmişten günümüze insanlar, çeşitli yollar kullanarak haberleşmeye çalıştılar. Teknolojinin de gelişmesiyle, insanoğlu iletişimi kolaylaştırmak adına yeni yollar buldu kendine.

İnsanlığın ilk çağlarında iletişim adına yalnızca ses vardı. İnsanlar birbirlerine yalnızca seslenerek haberleşebiliyorlardı. Bu nedenle konuşma, iletişim ve haberleşmenin başlangıcı oldu.

Devirler değişim gösterdikçe, iletişimin de farklı yolları ortaya çıkmaya başladı. ‘Bağırarak’ haberleşme yöntemi mesafe olarak çok kısıtlı kaldığından, haberleşmeyi daha uzak mesafelere taşımanın yollarını aradılar insanlar. Ses çıkarmanın başka yollarını keşfetmeye başlayan insanoğlu, davullarla, daha uzak mesafeye haber göndermeyi fark etti önce. Sonrasında daha da uzağa, uzak tepelere haber ulaştırmak için ateş ve dumanın kullanılması süreci başladı. Ateş ve dumanla haberleşmenin keşfi, bu anlamdaki ilk gelişim basamağı olarak kabul edilebilir.


Görsellik Devrede
Antik çağlarda insanlar, iletişim adına yeni yollar keşfetmeyi sürdürdüler. Bu anlamda, görsellik devreye girdi. İnsanlar, anlatmak istediklerini duvarlara çizdikleri figürlerle aktarmaya başladılar. Mezopotamya’da çivi yazısı kullanılırken, M.Ö. 3000’e doğru gelindiğinde, dönemin büyük medeniyeti Antik Mısır’da hiyeroglifler kullanılmaya başlandı. Bugün Mısır’da piramitleri ve tapınakları ziyaret ettiğinizde o izleri görebilmeniz mümkün.

Yazıyla haberleşmenin gelişimi, tarihin en önemli olaylarından birinin meydana gelmesine sebep oldu ve matbaa icat edildi. M.S. 1045’te Çin’de ortaya çıktı matbaa. İlk denemeler porselenden harflerle yapıldı. Süreç, Gutenberg’in matbaa makinesini icadıyla yeni bir boyut kazandı.


Yeni Buluşlar
İnsanoğlu ses, ateş, duman, çivi yazısı, hiyeroglif, posta güvercini, mektup derken, yeni bir icada selam durdu; Telgraf.

Fransız Claude Chappe, 1793 yılında uzak mesafelerle haberleşmeyi sağlayan bir cihaz geliştirdi ve adını telgraf koydu. Elektriğin icadı ve yaygınlaşması ile birlikte, ilk ‘elektrikli telgraf’ 1837’de kullanıldı.

1843 yılında ise Amerikalı bir ressam olan Samuel Morse, günümüzde hala geçerliliğini koruyan Mors Alfabesi’ni insanoğlu ile buluşturdu.
 

1876 yılı, iletişim/haberleşme adına en ciddi adımlardan birinin atıldığı yıl oldu. Alexander Graham Bell, elektrik telleri üzerinden ilk kez bir ses iletmeyi başardı ve bu icadına Tele-Phone, yani “Uzaktan Konuşma” adını verdi. Telgraf, kablo ile bilgileri yazılı olarak bir yerden bir yere iletebilirken telefonun, kablo ile direk sesi iletebiliyor olması insanları oldukça etkiledi ve Amerika sokaklarını telefon direkleri ve kabloları sarmaya başladı. Fakat ilk telefon ile ortaya çıkan santral sorunu görevli memurlar ile giderilmeye başlandı. Merkez santrale bağlanan insanlar santral memurları ile konuştu ve memurlar iki hattı kablo ile birbirine bağlayarak haberleşme gerçekleştirdiler.

Santralsiz telefon dönemini ise Stowger adında, cenaze malzemesi satışı yapan bir tüccar başlattı. Bir başka cenaze malzemesi satan bir adamın eşi santral şirketinde çalıştığından dolayı Stowger müşterilerini kaptırıyordu. Bu duruma çare arayan Stowger, çözümü santralsiz telefon icat etmekte buldu.

Takvimler 1894 yılını gösterirken, Fransız Limuere Kardeşler, ilk sinema makinesini icat ettiler. Böylece herhangi bir görüntünün kayıt edilmesi, arşivlenmesi ve yeniden gösterilmesi mümkün hale geldi.

1900’lü yılların hemen başında, Kanadalı Reginald Fessenden, radyo aracılığı ile ses iletimi sağlayan ilk kişi oldu. İlerleyen yıllarda telefon ve radyo çoğu evde yerini almaya başladı ve iletişim çok daha yaygın hale geldi.

1922’de Alman Korn, elektrik telleri aracılığı ile görüntü/fotoğraf gönderebilen ilk faks makinesini icat etti.

1926 yılında İskoç bilim adamı John Logie Baird’den, iletişime yepyeni bir yön verecek bir buluş geldi. Görüntüyü, radyo dalgaları kullanarak çok uzaklara bile gönderebilen; Televizyon.


Bilgisayar Çağı Açılıyor
1946 yılına gelindiğinde, Amerikalı J. Eckert ve John Mauchly askeri amaçlara hizmet etmesi planlanan yeni bir cihazı ortaya çıkardılar; ENIAC. Bu, elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip, bilinen ilk bilgisayar oldu. ENIAC, 30 ton ağırlığında, 4 apartman dairesi büyüklüğündeydi ve içinde 18.000 elektronik tüp bulunuyordu.

ABD’nin teknoloji alanında gösterdiği gelişim, parmak ucunu uzaya kadar uzatmaya başladı ve ABD 1962 yılında, tarihin ilk iletişim uydusu olan TELSTAR’ı fırlattı. TELSTAR’ın yörüngedeki yerini almasıyla, kıtalararası iletişim mümkün hale geldi.

70li yılların ortalarında, yine ABD’de üniversiteler arasında bilgi transferi sağlama amacı ile ARPA adında bir haberleşme sistemi geliştirildi. Bu sistem sayesinde, aynı şehirdeki bilgisayarların birbirlerine bağlanabilmeleri mümkün oldu.

1981’de IBM, ilk kişisel bilgisayarı (PC) üreterek devrim niteliğinde bir adım attı.

1985’te, ARPA adıyla ortaya çıkan sistemin ismi, “Bilgi otobanı” anlamına gelen INTERNET olarak değiştirildi.

1990, teknoloji ve iletişim çağının bir başka ‘dönüm noktasına’ ev sahipliği yaptı. Yaşadığımız çağın belki de en önemli yapıtaşı olan World Wide Web, yani WWW sistemi doğdu.

Akıllı Telefonlara Uzanan Dönem
Bu kısımda telefonun evrimine biraz dokunmak lazım. Bell’in geliştirdiği telefonun hemen ardından ilk ahizeli telefon piyasaya sürüldü. Ahizeli telefonun en büyük özelliği ise dinleme ve konuşma için iki ayrı mekanizmanın bulunmasıydı.

Radyo dalgaları kullanılarak iletişim sağlayan cihazın adı ise telsiz oldu. Daha sonra telsiz sistemi kullanılarak ilk telsiz telefon üretilerek satışa sunuldu. Tüm bu gelişmeler sırasında ise Amerika ve İngiltere arasında ilk telefon hattı döşendi ve ilk okyanus ötesi telefon görüşmesi yapıldı.

Santral sisteminin her geçen gün otonom hale gelmeye başladığı dönemlerde çevirmeli telefon ağlarının da sonu gelmeye başladı. İşte bu dönemler tam da 1960 dönemlerini göstermekteydi. İlk tuşlu telefon dönemi de 60’lı yıllara dayanır. Elektronik teknolojisinin büyük patlaması sonucu ilk tuşlu telefon üretildi ve hemen ardından piyasaya sürüldü. Bu süreç, evlerde kullanmaya başladığımız ilk elektronik telefonun da başlangıcını oluşturuyor.

80li ve 90lı yıllara gelindiğinde elektronik sistem ile donatılmış telefonlar hem hafif hem de ergonomik yapıya kavuşmuş oldu. Tuşlu telefonların sonrasında ilk ekranlı ev telefonları üretildi. 1983’te, Martin Cooper tarafından ilk cep telefonu tasarlandı ve Motorola tarafından üretildi. Cihazın bir ekranı yoktu ve şarj olma süresi yaklaşık 10 saatti.

Radyo ve uydu frekanslarının gelişmeye başladığı bu dönemde telefonun bir de arabalara eklendiği dönem var. 90lı yıllarda büyük pazar oluşturan araç telefonları, ilk cep telefonlarının piyasaya sürülmesi ile kısa sürede ortadan kalktı elbette.

90lı yılların bir diğer iletişim aracı ise çağrı cihazıydı. Operatörü arayıp bir mesaj bırakıyor ve bıraktığınız bu ‘kısa mesaj’ numarasını belirttiğiniz çağrı cihazına iletiliyordu.

 

“Kısa mesaj” demişken, ilk SMS, 3 Aralık 1992’de Vodafone’da çalışan mühendis Neil Papworth tarafından dönemin Vodafone yöneticisi Richard Jarvis’e gönderildi. Tarihteki ilk kısa mesajda ise “Mutlu Noeller” yazıyordu. Papworth, kişisel bilgisayarından gönderdiği mesajına yanıt alamadı çünkü o dönem cep telefonları kısa mesaj gönderemiyor, sadece kısa mesaj alabiliyordu.

2000li yılların hemen başlarında, SMS çılgınlığına MMS eklendi. MMS’in, SMS’ten farkı, mesajınıza görüntü veya ses ekleyebilmenizdi.

Bugünün akıllı telefonlarına uzanan ve ilk cep telefonuyla başlayan süreç yaklaşık 20 yıl sürdü. Teknolojideki gelişim ve akıllı telefonlarımıza yüklenen çok çeşitli mobil uygulamalar, hayatımızda büyük yer kaplamaya başladı ve vazgeçilmez oldu. Bugün çeşitli yazılımların da aracılığı ile tek bir dokunuşla görüntülü konuşabildiğimiz bir dönemde yaşıyoruz.

Kronolojik olarak baktığımızda işler kısaca böyle gelişti diyebiliriz. Tabii bu dönüm noktalarını, basit bir cümleye sığdırmak zor. İnsanoğlunun iletişimi ve bu iletişimin gelişmesinde binlerce yıllık mazi var.

Yüzyıllar önce tek bir mesaj için aylarca, hatta belki yıl boyunca bekleyen insanoğlu, akıllı telefonların da sayesinde artık birkaç saniyede binlerce kilometre ötedeki tanıdığına ulaşabiliyor.


-Özel Haber-
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2019, 04:16:17 Gönderen: ★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★ »
Nasipten öte yol yok bu hayatta,Payımıza düşen;en güzeli değil en hayırlısı olsun.Yunus Emre 
ByCanerÖzdemir&Tutku87

 


* SON İLETİLER/KONULAR

topic UYDU’DA MERSİN RÜZGARI! SUN TV UYDU’YA ÇIKIYOR!
[TÜRKSAT 2A,3A,4A,4B - 42.0° E / 50.0° HAKKINDA BİLGİLER]
Gisad
Bugün, 16:29:59
topic ╚► TV'DE SPOR EKRANI
[TV'DE SPOR EKRANI- SPOR KANALLARININ YAYIN AKIŞI İLE İLGİLİ GÜNCEL HABERLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Bugün, 03:05:49
topic KIVANÇ TATLITUĞ'DAN YENİ DİZİ!ÇARPIŞMA!
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Dün, 15:19:49
topic MİLLİ EKONOMİ KANALI, EKOTÜRK TV YAYIN HAYATINA BAŞLADI!
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Dün, 15:16:29
topic WHATSAPP HAKKINDA GÜNCEL HABERLER
[FAYDALI BİLGİLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Dün, 15:11:03
topic BAKAN VARANK AÇIKLADI:TÜRKİYE UZAY AJANSI'NIN MERKEZİ!
[FAYDALI BİLGİLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Dün, 00:44:09
topic ATV VE A HABER'İN YAYIN AKIŞI İLE İLGİLİ HABERLER
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
Dün, 00:34:36
topic TRT KANALLARININ YAYIN AKIŞI İLE İLGİLİ GÜNCEL HABERLER
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
20 Ocak 2019, 15:50:28
topic TV8'İN YAYIN AKIŞI İLE İLGİLİ HABERLER
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
20 Ocak 2019, 15:48:44
topic UYDUMTÜRK FORUMUNDA GÜNÜN HABERİ
[FAYDALI BİLGİLER]
A.Caner Özdemir
19 Ocak 2019, 22:29:36
topic WOMEN TV TÜRKSAT'TA YAYINDA!
[TÜRKİYE'DEKİ TELEVİZYON KANALLARI İLE İLGİLİ GELİŞMELER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
19 Ocak 2019, 18:30:31
topic RADYO DÜNYASINDAN HABERLER
[RADYOLAR]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
19 Ocak 2019, 18:21:47
topic TLC TV HD TÜRKİYE, 1 ŞUBAT TARİHLİ YENİ FREKANS BİLGİLERİ!
[TÜRKSAT 2A,3A,4A,4B - 42.0° E / 50.0° HAKKINDA BİLGİLER]
Rizgar21
18 Ocak 2019, 23:07:21
topic MELTEM TV, MESAJ TV, AV TV VE SİHHAT TV'NİN 1 OCAK 2019 YENİ FREKANS BİLGİLERİ!
[TÜRKSAT 2A,3A,4A,4B - 42.0° E / 50.0° HAKKINDA BİLGİLER]
Turgay75
18 Ocak 2019, 21:51:41
topic TÜRKSAT'TAN GÜNCEL GELİŞMELER
[TÜRKSAT 2A,3A,4A,4B - 42.0° E / 50.0° HAKKINDA BİLGİLER]
Turgay75
18 Ocak 2019, 21:50:06
topic DİGİTÜRK PLATFORMU İLE İLGİLİ GÜNCEL HABERLER
[DİGİTÜRK]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
18 Ocak 2019, 17:17:00
topic RTÜK'TEN GÜNCEL HABERLER / KANALLARA VERİLEN CEZALAR!
[FAYDALI BİLGİLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
18 Ocak 2019, 04:32:11
topic KARASAL YAYINLAR HAKKINDA BİLGİLER VE GELİŞMELER - KARASAL YAYIN BİTİYOR!
[KARASAL YAYINLAR]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
17 Ocak 2019, 19:39:46
topic SAMSUNG CEP TELEFONLARI HAKKINDAKİ HABERLER
[FAYDALI BİLGİLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
17 Ocak 2019, 19:28:27
topic TÜRKSAT UYDUSUNDAKİ RADYO VE TV KANALLARIYLA İLGİLİ GÜNCEL KONU,SORU VE YORUMLAR
[TÜRKSAT 2A,3A,4A,4B - 42.0° E / 50.0° HAKKINDA BİLGİLER]
★KURUCU-YÖNETİCİ/RECAİ KARAKUŞ★
17 Ocak 2019, 19:22:27